Kriyojenik tanklar sıvı oksijen, azot, argon ve karbondioksiti çok düşük sıcaklıkta depolar. Buradaki tehlike ikili: çift cidar arasındaki vakumun bozulması ve sıvının gaza dönüşürken yüzlerce kat genleşerek kapalı hacimde boğucu ya da yakıcı bir ortam oluşturması.

Kriyojenik tank, iç ve dış kap arasındaki vakumla yalıtılır. Vakum bozulursa ısı girişi artar, sıvı hızla buharlaşır, iç basınç yükselir ve emniyet ventilleri sürekli boşaltmaya başlar. Dış yüzeyde buzlanma ya da terleme görülmesi vakum kaybının ilk işaretidir. Kontrolde bu belirtiler aranır ve gerektiğinde vakum ölçümü yapılır.
Azot ve argon renksiz, kokusuzdur; kapalı bir alanda oksijeni yerinden ederek boğulmaya yol açar. Oksijen ise tersine, ortamı zenginleştirir ve normalde zor tutuşan malzemeleri kolayca yanar hale getirir; bu nedenle oksijen tankı çevresinde yağ ve gres bulunması ciddi bir tehlikedir. Kontrolde alanın havalandırması ve oksijen seviyesi izleme düzeni değerlendirilir.
Kriyojenik sıvı ve soğumuş metal yüzeyler, temas anında ağır doku hasarı yapar. Boşaltma hatlarının insan geçiş güzergâhından uzak olması, uygun eldiven ve yüz siperliğinin bulunması kontrolde ayrıca not edilir.
Kriyojenik tanklarda azami periyot bir yıldır. Vakum kaybı belirtisi görüldüğünde, taşıma ve yer değişikliği sonrasında süre beklenmeden kontrol gerekir.
Çift cidar arasındaki vakumun bozulduğunu gösterir. Isı girişi artar, sıvı hızla buharlaşır ve emniyet ventilleri sürekli boşaltır. Bu durum kontrolde uygunsuzluk olarak değerlendirilir.
Azot renksiz ve kokusuzdur; kapalı hacimde oksijenin yerini alır. Sıvı azot gaza dönüşürken yüzlerce kat genleştiği için küçük bir sızıntı bile ortamı hızla tehlikeli hale getirir.
Oksijence zenginleşmiş ortamda yağ ve gres kendiliğinden tutuşabilir. Bu nedenle oksijen tankı ve bağlantı elemanları çevresinde yağlı malzeme bulunmaması kontrolde özellikle aranır.
Ekiplerimiz ekipmanınızın bulunduğu tesise gelir; muayene yerinde yapılır.